Aşk-ı Memnu 11.Bölüm Özeti



Bihter önemli bir karar aşamasında
Önemli bir karar aşamasında olan Bihter, bu durumu eşi Adnan’dan önce annesi ve ablasıyla paylaşıyor. Geçirdiği kazadan sonra geçici bir süre için Adnan Bey’in yalısında kalan Firdevs Hanım odasını sahiplenmiş, eve iyice alışmıştır. Firdevs Hanım’ın renkli ziyaretçileri gün geçtikçe artarken, Nihal evin kalabalıklaşmasından duyduğu rahatsızlığı daha fazla saklayamaz ve Bihter’e patlar. Öte yandan Cemile, Firdevs Hanım’la birlikte eve yerleşen hizmetçisi Katya’yı Beşir’le aralarında bir tehdit olarak görmeye başlar ve Beşir’le Katya’nın yakınlaşmasını önlemek için Beşir’le nişanlı olduğunu söyler. Bu durum daha sonra başına iş açacaktır. Hilmi Bey, Aynur’la arasını düzeltmek için Nihat’a bir şans vermeye karar verir. Boynunu eğmeden Adnan’ın şirketine gelir. Bu karşılaşma gerginliğin artmasına neden olur. Bihter önemli bir karar aşamasındadır. Bu durumu Adnan’la paylaşmadan Firdevs Hanım’la ve ablası Peyker’le paylaşır. Daha önce hiçbir sır barındırmayan bu köşkün duvarları, küçük sırları bile saklayamayacak kadar incedir.

Halid Ziya'da Batılı İstanbul

Büyük edip olmak hülyası, Halid Ziya'nın yaşamöyküsünde gerçekleşmiş. Yeşilköy'deki evinde, oğlu Halil Vedat'ın intiharına kadar, Aşk-ı Memnu romancısını mutlu bir hayat sürerken hissedebiliyoruz. Ütopyasındaki Batılı yaşayışı enikonu sağlayabilmiş. Değişen koşullar da yardımcı olmuş.

Zeynep Kerman'ın Uşaklıgil'in Romanlarında Batılı Yaşayış adlı eserini yeniden okuyorum. "Bu kitap" diyor Kerman, "1985 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde takdim ettiğim doçentlik tezimdir."

Eseri, ilk yayımlandığında, 1990'lı yıllarda okumuştum. Prof. Dr. Zeynep Kerman, Uşaklıgil'in taş baskı kitaplarına kadar geniş bir yelpazeden büyük romancımızı değerlendiriyor, emek ürünü çalışmasıyla biz okurları derinden etkiliyordu. O zamanlar bir kitap tanıtma yazısı yazmıştım. Sonra bir iki kez daha eseri anmaktan kendimi alamadım.

Yeni basım Dergâh Yayınları'ndan. Büyük boy, rahat okunur bir kitap; beni yeniden oku! diyen albenili bir kitap. Ben de öyle yapıyorum, yeniden okuyorum. 1990'larda söylediğimi bir kez daha söylemek ihtiyacını duyarak: Kerman'ın eseri kolay kolay aşılamayacak bir çalışma. Günümüzün gelgeç yazısında çizisinde, kimse, Halid Ziya'ya böylesine donanımlı yaklaşmayacak, yaklaşamayacak...

Yaşlandıkça, hatıralar çok tuhaf şekilde tazeleniyor. Aşk-ı Memnu'dan Beşir'in yalnızlığına açılmış sayfalar, ablamın Türk Dili ve Edebiyatı kitabındaydı. Ortaokuldaydım, ablam lisede. İkide birde, Beşir'in kızgın güneşler özleyerek üşümesini, doğduğu toprakları özleyişini okur; için için üzülürdüm. Hikâyelerimde ve romanlarımda, duyuş olarak bu yurtsamanın herhalde yansıları var.

Günümüz değerli edebî eserleri ekranda har vurup harman savurduğundan, 'asıl' Aşk-ı Memnu'daki Beşir'in sıtması, gönül çökkünlüğü, bir zamanlar beni etkilediği gibi yolun başındaki başka yeniyetmeleri etkileyebilir mi, kestiremiyorum. Edebî eserlerimizi günümüze çok yanlış bir tutumla -sözüm ona- 'kazandırmaya' çalışıyoruz.

Zeynep Kerman, çağı içindeki özgün Halid Ziya'yı yorumlarken, hem yazarın hem çağın görünümünü çiziyor. On dokuzuncu yüzyılın sonunda bir yazarı Batılı yaşayışla ilgilenmeye neler yöneltmiş? Bireydeki ve toplumdaki Avrupa ilgisi nereden kaynaklanıyor, Avrupaî yaşayışa nasıl dönüşüyor? Bu, hayatî önem taşıyan sorular, Halid Ziya ve eseri çerçevesinde yanıtlanmış.

Şu cümle, Halid Ziya'nın gençlik romanı Nemide'den (1887):

"Genç kızın şimdiki meşguliyeti başlıca musiki ile ata binmekten ibaretti."

Kerman'ın yorumunu hemen alıntılıyorum:

"O devirde, şehirde bir Türk kızının ata binmesinin pek mümkün olduğunu sanmıyoruz. Bu unsur da Avrupaîdir ve âdeta Batılı bir romanın pasajının bize uygulanması izlenimini vermektedir. (...) Nemide'nin bazen atla yalnız başına gezintiler yaptığı da olur. Genç bir kızın değil atla, çarşıda bile yalnız dolaşamadığı, yanında mutlaka aileden bir büyük hanımın bulunmasının kaide olduğu devirde, böyle bir unsurun Batılı kaynaklardan geldiği açıkça görülür."

Romandaki İstanbul, Sultanahmet'teki konaktan Kanlıca'daki yalıya, daha bakir alanlardaki çiftliğe, zeytinliklere açılır. Romancı, besbelli, Avrupa edebiyatından okuduğu eserlerin etkisi altında kalmış, uyarlama sahneler kaleme getirmiş. Kerman'ın tespiti olmasa, okunulup geçilecek.

Romanlardaki İstanbul, ilk örnekler göz önünde tutulursa, Batılı yaşayışa, gerçeklikten değil, hevesten esinlenerek yol almıştı, diyebilir miyiz?

Abdülhak Şinasi'nin 1931'deki gözlemi bence çok önemli:

"Roman bizde bir taraftan Namık Kemal, Samipaşazâde Sezai (Sergüzeşt) ve Halid Ziya'nın eserleriyle edebiyata girmiş, diğer taraftan da bilhassa Ahmed Mithad Efendi'nin romanlarıyla avam hikâyesi mahiyetini almış ve garbın cinaî romanlarının adaptasiyonu şekline düşmüştü. Hüseyin Rahmi ile halk tabakalarının güldürücü bir tasviri mahiyetini gösterdi. Edebiyat-ı Cedide, Fecr-i Âti ve ondan sonraki nesilde bazı kayda şayan eserler vücuda getirdiler. Fakat bu eserler bizde hususî bir roman an'anesi yaratmamış ve ekseriyeti itibariyle edebiyatımızda mühim bir mevki işgal edememiştir. Halbuki bizim de millî bir romanımız yani bir Türk romanımız, yani hususiyetlerimizi gösteren, tabiatımızın bir vesikası ve hayatımızın bir aynası olan, kalbimiz gibi hassas ve başımız gibi mütefekkir bir romanımız olmalıydı."

Şöyle denebilir mi: Romanlarımızda Batılı İstanbul, başlangıçta biraz özenti, biraz ütopikti...

Nitekim Zeynep Kerman, Halid Ziya'nın gençlik dönemi romanları arasında, Ferdi ve Şürekâsı'na özel bir yer ayırıyor. Bu gençlik dönemi romanlarının sonuncusu olan Ferdi ve Şürekâsı'nda, "sonradan görme zengin bir aile ile fakir, mütevazı fakat görgülü bir ailenin çatışması" dile getirilmiş.

Toplumsal hayatta artık 'gerçeklik' taşıyan bir değişim göze çarpmaktadır. Nemide'nin atla gezintilerine, böylesi romantik sahnelere pek benzemeyen bir değişme; Kerman'dan iz sürelim: "Paranın aşk karşısında ön plana geçmesi, hem bu iki romana (Ferdi ve Şürekâsı'nın önceliğindeki romanlar), hem de aşkı romantik bir şekilde ele alan eski Türk kültürüne zıt, önemli bir değişmedir."

İmparatorluk, hem başkenti İstanbul'da hem yaygın coğrafyasında 'para'nın kuracağı saltanatla yüz yüzedir şimdi. Ferdi Efendi, ticarethanesinde harıl harıl çalışmakta, daha çok kazanmanın yollarını aramaktadır. "Tanzimat'tan sonra yeni yeni görülmeye başlanan burjuva tipinin başarılı bir temsilcisi"; fakat, "Ferdi Efendi'nin konağı, içinde yaşadığı dekor, âdeta zengin ve gösterişli eşyaların sergilendiği bir mobilya mağazasına" benziyor!

Zeynep Kerman'ı okurken, 1875 tarihli Felâtun Beyle Rakım Efendi aklıma geldi. Ahmed Mithad, Ferdi Efendi'nin ruh ikizi Rakım Efendi'yi yüceltmekte, olumlu bir kişi olarak tanıtmakta sakınca görmemiştir. Rakım Efendi, şüphesiz burjuva hayatına açılmakta, bir yandan da, geleneksel yaşama biçimini korumakta. Belki bu yüzden, para değerleriyle gelenekteki paraya horgörü hiçbir zaman birleşemediğinden, Rakım Efendi bir şablon kişi. Ferdi Efendi ise, mobilya mağazası kılıklı konağıyla, çok daha gerçekçi çizilmiş...

Kerman, git git, daha belirginleşecek karşıtlığı yorumluyor:

"Bilindiği üzere, Tanzimat'tan sonra Türkler de ticaret hayatına atılırlar. Bu, toplumda zarurî bir değişiklik yaratır. Aileden intikal eden servetle yaşayanlarla çalışma ve şahsî teşebbüs sayesinde zengin olan şahısların, aynı sosyal şartlara sahip olsalar bile, dünya ve hayat görüşleri birbirinden farklıdır."

Ticaret hayatı Halid Ziya'ya yabancı değildi. Onun Kırk Yıl'ı, ailesinin ticaret hayatında yükselişine dair bölümler içerir. Üstelik, ticaret hayatı, İstanbul'da değil, Anadolu kentlerindedir.

Anılardaki Halid Ziya, özellikle Abdülhak Şinasi'nin yazdıklarında, para işlerinden adamakıllı anlar. Hesabını kitabını iyi bilir. Hatta, biraz eli sıkıdır. Şüphesiz, hayatının ve kişiliğinin bu yanıyla, Ferdi Efendi'yi biraz andırmaktadır.

Ne var ki, daha sonra, Maî ve Siyah'ın Ahmed Cemil'inde belirecek 'ikinci' bir Halid Ziya, sanata, edebiyata, kültüre vurgundur. Kerman, Ferdi ve Şürekâsı'ndaki İsmail Tayfur'u Ahmed Cemil'in öncülü kabul ediyor. İsmail Tayfur'un hülyasını da vurgulayarak:

"İsmail Tayfur mektepteyken neler düşünür, neler olmak isterdi! Gâh mühim bir ceridenin (gazete) başmuharriri, gâh bir nezaretin mühim bir memuru, gâh zamanın büyük bir edibi olurdu."

Büyük edip olmak hülyası, Halid Ziya'nın yaşamöyküsünde gerçekleşmiş. Yeşilköy'deki evinde, oğlu Halil Vedat'ın intiharına kadar, Aşk-ı Memnu romancısını mutlu bir hayat sürerken hissedebiliyoruz. Ütopyasındaki Batılı yaşayışı enikonu sağlayabilmiş. Değişen koşullar da yardımcı olmuş. Yeşilköy'deki zevkli döşenmiş ev, hiç de mobilya mağazasını çağrıştırmıyor.

Ama Ferdi ve Şürekâsı'nda irkilten bir yangın gecesi var. Kültür gömleği değiştirmeler, galiba, hep yangınlı oluyor...

22 Kasım 2008, Cumartesi

Aşk-ı Memnu Bülent - Batuhan Karacakaya


BATUHAN KARACAKAYA (16.03 1997 istanbul doğumlu) TÜRK ÇOCUK OYUNCU Yapım : TMC Yapımcı : Erol Avcı Yönetmen : Selim Demirdelen Senaryo : Neşe Şen, Gaye Boralıoğlu, Şerif Erol, Gülden Çakır, Emine Algan Müzik : Cihan Sezer, Can Atalar Oyuncular : Fikret Kuşkan (Orhan Ertuğrul), Nejat İşler (Ali Sinan), Mehmet Günsür (Mehmet Ertuğrul / Orhan’ın kardeşi), Melisa Sözen (Nisan Ertuğrul / Orhan’ın karısı), Vildan Atasever (Ali’nin kızkardeşi), Erkan Can (Ali’nin arkadaşı), Tuğrul Çetiner (Selim Reşat Ertuğrul / Orhan’ın babası), İpek Bilgin (Rana / Nisan’ın annesi), Nihan Koldaş (Gönül / Kalfa) , Batuhan Karacakaya (Orhan’ın oğlu) LC WAİKİKİ'NİN REKLAMLARINDA OYNAMIŞTIR Sarp Levendoğluylada kek reklamında oynamışlardır.. Ayrıca Ülker Çokokrem reklamlarında oynamışdır.

Nebahat Çehre: Bizim sıramız geçti dönem gençlerin...


Nebahat Çehre: Bizim sıramız geçti dönem gençlerin...
Aşk-ı Memnu dizisinde genç oyuncularla beraber kamera karşısına geçen Nebahat Çehre 'Biz artık yaşlandık yerimize yeni oyuncular yetiştiriyoruz' diyor.
Halid Ziya Uşaklıgil'in eserinden televizyona uyarlanan Aşk-ı Memnu sezonun en çok izlenen dizileri arasında. Oyuncu kadrosuyla da beğeni toplayan dizide Nebahat Çehre, esas kızın kötü kalpli annesi Firdevs rolünde oldukça başarılı bir performens sergiliyor. Dizi setine konuk olduk ve Çehre ile Firdevs'i, Aşk-ı Memnu'yu konuştuk.

Aşk-ı Memnu romanını okumuşsunuzdur. Senaryoyu okuduğunuzda neler canlandı hafızanızda?
Kitabı okudum elbette. Gençlik döneminde dizisini de seyretmiştim. Ama çok az anımsıyorum. Benim rolümde Neriman Köksal oynamıştı, çok başarılı çok hoş da bir kadındı. Bakalım ben onun kadar beğenilecek miyim?

Role hazırlanırken diziyi yeniden izlediniz mi?
İzlemedim çünkü etkisi altında kalmak istemedim. Ben bir oyuncuyum ve kendi tarzımda bir şey çıkarmak isterim. Aynı rolü izlersem 'o böyle yapmış ben de yapayım güzel olur' dersem tekrara düşmüş olurum.

Bu rolü kabul ederken tedirgin oldu mu? Nihayetinde Firdevsnegatif bir karakter...
Halid Ziya'nın eseri olduğu için kabul ettim bu dizide olmayı. Firdevs çok sivri bir karakter. Biraz tedirgin oldum doğrusu çünkü burada izleyicinin seveceği sempati duyacağı bir kadın yok. Ama zaman ne gösterecek onu hiç bilmiyoruz.

Dizide genç oyuncularla berabersiniz. Yeni dönem genç oyuncuları nasıl buluyorsunuz?
Eski tecrübeyle yenilerin yarattığı karma durumu çok seviyorum ben. Şunu görüyorum ki bazı genç oyuncular zaten başarı yolunu açmışlar. Sette çok dikkat ediyorlar, bizim sahnelerimizi dikkatle izliyorlar. Zaten artık yenilerin bu piyasada egemen olması gerekiyor. Biz bu işi artık onlara teslim ettik. Ben onlara sürekli gözlemci olmalarını tavsiye ediyorum.

AYSEL YAŞA / YENİ ŞAFAK

Selçuk Yöntem romantik erkek

Kurtlar Vadisi'nde ki rolünden sonra Aşk-ı Memnu'da romantik bir erkeği oynayan Selçuk Yöntem, seyircilerden farklı tepkiler almaya başladığını söyledi.

"Orada neler oluyor" programına takılan ünlü oyuncu Deli Yürek ve Kurtlar Vadisi’nde ki hayran kitlesinin farklı olduğunu söyleyerek " Daha önce 40 yaş gurubu ve ağırlıklı olarak erkeklerdi.

Şimdi ise 20-30 yaş arası kadınlar hayran kitlemi oluşturuyor. Sokağın beğenisi çok farklı.

‘ Abi sana öyle romantik Adnan Bey’ler yakışmıyor. Bırak abi sen o rolleri, özüne dön. Kurtlar Vadisin’ de ki Aslan Bey ol’ diyorlar.

Kıvanç'a Nazar Değdi..!


Kıvanç'a Nazar Değdi..!
Yoğun iş temposundan dolayı yorgun düşen Kıvanç Tatlıtuğ, zatürre başlangıcı teşhisiyle Alman Hastanesi'nde müşaade altına alındı.
Zatürre başlangıcı

Sinem VURAL-HÜRRİYET
Kıvanç Tatlıtuğ, zatürre başlangıcı teşhisiyle Alman Hastanesi'nde müşaade altına alındı.Yoğun iş temposundan dolayı yorgun düşen Kıvanç Tatlıtuğ, zatürre başlangıcı teşhisiyle Alman Hastanesi'nde müşaade altına alındı.
İki gündür Alman Hastanesi'nde serum ve ilaç tedavisi gören Tatlıtuğ'un bu sabah taburcu edileceği söylendi.