Aşk-ı Memnu Dizi Oyuncuları

Aşk-ı Memnu Dizisi Oyuncuları
Oyuncu Listesi (TRT)
* Müjde Ar-Bihter
* Şükran Güngör-Adnan
* Itir Esen-Nihal
* Salih Güney-Behlül
* Murat Erton-Bülent
* Çolpan Ilhan-Matmazel de Courton
* Suna Keskin-Peyker
* Neriman Köksal-Firdevs
* Ersin Pertan-Nihat

Yapımcı : Kerem Çatay
Yönetmen : Hilal Saral
Senaryo : Ece Yörenç- Melek Gençoğlu
Müzik : Toygar Işıklı
Oyuncular :
Selçuk Yöntem (Adnan)
Nebahat Çehre (Firdevs)
Beren Saat (Bihter)
Kıvanç Tatlıtuğ (Behlül)
Zerrin Tekindor (Deniz)
Hazal Kaya (Nihal)
Batuhan Karacakaya (Bülent)
Rana Cabbar (Süleyman)
Nur Fettahoğlu (Peyker)
Pelin Ermiş (Cemile)
Fatma Karanfil (Şayeste)
Zerrin Nişancı (Aynur)
Evren Duysal (Nesrin)
İlker Kızmaz (Nihat)
Baran Akbulut (Beşir)
Eda Özerkan (Elif)
Recep Aktuğ (Hilmi)
Münir Akça (Melih)
Gülsen Tuncer (Ahsen)
Gülizar Irmak (Sevil)
Nihan Özcan (Adnan’ın Eşi)

Romanlar dizilerde hayat buluyor

Prof. Dr. Argunşah, AA muhabirine yaptığı açıklamada, dünya edebiyatının önemli eserlerinin de sinemaya ve dizilere uyarlandığını kaydetti.
Sanatlar arasında geçişler yapılması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Argunşah, şöyle devam etti:
''Romanların dizilere uyarlanması, edebiyatımızın daha yaygın kitlelere ulaşabilmesinin yollarından biridir. Görsel bir sanat olan sinemanın, romandan, hikayeden hatta şiirden yola çıkarak yeni bir esere ulaşması bu yollardan bir tanesidir. İkincisi ise 1980 sonrası tanıştığımız postmodernizimin açtığı kapılardan biri olan metinler arası ilişkidir. Yani daha önce yazılmış bir metnin yeni bir eser içerisinde kullanılmasıdır. Bunu olduğu gibi kullanabilir, uyarlayarak kullanabilir ya da atıflar yaparak kullanabilir. Roman uyarlamalarını bu çerçevede düşünebiliriz.''
Argunşah, Aşk-ı Memnu dizisinde romanın aslına çok fazla uzak kalınmadığına dikkat çekerek, metnin anı yapıtının içerisinde modernize edilmiş unsurlar bulunduğunu anlattı.
Dizilerin adını aldığı romanların okunma oranlarına olumlu katkılar sağladığını işaret eden Prof. Dr. Argunşah, ''Aşk-ı Memnu benim Türkoloji öğrencilerine bile zorlukla okuttuğum bir romandı, ama 2 haftadır öğrenciler Aşk-ı Memnu'yu kendileri okumaya çalışıyorlar. Burada romanların dizilere uyarlanmasının okunma oranlarına olan faydalarını görebiliyoruz'' dedi.
Prof. Dr. Hülya Argunşah, senaristlerin yaptığı işin postmodern bir yaklaşımla metinler arası ilişki kurmak olduğunu vurgulayarak, ''Dizide bundan sonra metne bağlı kalınacak mı, yoksa çok uzaklaşılacak mı bilmiyorum. Öğrencilerim Yaprak Dökümü'nde romandan çok uzaklaşıldığını, yeni yeni entrikalar eklendiğini söylüyorlar. Ama her halükarda bu da metinler arası ilişkidir'' diye konuştu.
Türk insanının okumayı sevmediğini, bir anlatıcıyı dinleyen bir millet olarak hayatına devam ettiğini belirten Prof. Dr. Argunşah, bunun orta oyununda da Karagöz'de de halk masalların da destanlar da böyle olduğunu kaydetti.
Prof. Dr. Argunşah, bugün de bu anlatıcının yerine televizyonun konulduğuna dikkat çekerek, şunları söyledi:
''Hala okumuyoruz. Birileri anlatıyor, hatta dikte ediyor biz de onlar gibi yaşıyoruz. Dolayısıyla nesiller arasında ortak okunmuş metinlerimiz yok. Rus edebiyatında ortak metinler var. Bütün nesiller okumuşlar. İngiliz edebiyatında gördük. Shakespare'i okumayan İngiliz yok. Diziler sayesinde okunmamış olsa bile üzerinde konuşacağımız ortak metinlerimiz olabilir gibi geliyor. Çünkü eğer bu ilgi devam ederse öğrenciler bu romanları okuyacaklar. Bu da nesiller arasında okunmuş ortak eserler dizgesini getirecektir.''
Hem Reşat Nuri Gültekin hem de Halit Ziya Uşaklıgil üzerinden topluma yanlış aktarmalar yapılabileceği korkusu da taşıdığını dile getiren Prof. Dr. Argunşah, ''Senarist (Ben metinler arası ilişki kurdum) diyebilir. Belki bunun adı metne sadakat değil, ama en azından teze sadakattır. Benim en çok sevindiğim nokta öğrencilerle aynı şeyi konuşabileceğiz'' dedi.
Prof. Dr. Argunşah, senaristlerin dizilere olan ilginin sürekliliğini sağlamak için yeni entrikalar yazdığını belirterek, şöyle devam etti:
''Televizyon ve sinema bizim kültürümüzde o kadar etkili ki gençler bunları hayat formülleri olarak alıyorlar. Orada gördüğünüz her sahne insanlarda yaşanması gereken bir sahne olarak algılanabilir. Yıllarca televole kültürüyle uğraşmadık mı? Geçen haftaki dizide Aşk-ı Memnu romanının bunun bir parçası olduğunu görmeye başladım ve korktum. Eserin dünyasına sadık kalınırsa çok sakınca doğurmayacaktır, ama romanlarda açılmış dehlizler var. Bunları sonuna kadar kullanıyorlar. Romanda Behlül'ün hayatını o kadar ayrıntılı görmüyoruz, ama dizide yatak odası sahnelerini gösteriyorlar. Bu dehlizi sonuna kadar zorluyor. Bu senaristin yaratıcılığı, ama orada dikkat gerekiyor ne verecek. Bunun faydası var, ama zararı da var. Ben iyimser bakıyorum.''
Sanatın sansür edilemeyeceğini, ancak sanatçının da sorumluluğunu bilmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Argunşah, kimsenin ''yapımcı dikkat etsin, RTÜK bunları yasaklasın'' diyemeyeceğini kaydetti.

Kıvanç Tatlıtuğ Röportajı

Aşk-ı Memnu‘da kendini gösteren Kıvanç Tatlıtuğ hayatına dair merak edilenleri cevapladı.
Son dönemin popüler isimlerinden Kıvanç Tatlıtuğ, basketbolcu olma hayalleri kurarken kendini setlerde bulmuş yakışıklı bir oyuncu…. Şu sıralar “Aşk-ı Memnu”da kendini gösteren, üstelik bu dizide alışılmış iyi kalpli salon erkeği kalıplarından sıyrılıp “sinsi Behlül” olarak izleyici karşısına çıkan Tatlıtuğ, hayatına dair merak edilenleri Flylife dergisine anlattı.
- Hikayeniz nasıl başladı?
1983 yılında Adana’da doğdum, ama 1997 senesinde İstanbul’a taşındık. Ortaokulu Yenice Özel Çağ Lisesi’nde okudum. Aklım fikrim basketbolda olduğu için Fiskobirlik, Güney Sanayii, Tarsus Amerikan Kulübü’nde basketbol oynadım. Liseyi ise İstanbul Kalamış Lisesi’nde okudum. Bu arada Beşiktaş takımında basket oynuyordum, ancak sakatlanınca tüm hayallerim suya düştü ve profesyonel basketbol hayatıma son verdim. O dönemlerde yakın çevrem sürekli fiziğime iltifatlarda bulunuyor, model olmam için beni yönlendirmeye çalışıyordu.
- Ta ki annenizin sürprizine kadar!
Evet, öyle oldu. Bir gün annem, Beylikdüzü’ndeki bir marketin camında “Profesyonel mankenlerle çalışır mısınız?” ilanını görünce, benim yanında bulunan bir fotoğrafımı göndermiş. İlan verilen şirketten beni aradıklarında şaşkına döndüm ama teklifi de kabul ettim. İki yıl bir ajansla çalıştıktan sonra 2002 yılında düzenlenen Best Model yarışmasında önce Türkiye, sonra da dünya birincisi oldum.
- Best Model seçildikten sonra bir dönem Fransa’da yaşadınız değil mi?
Evet, Paris’teki Success Ajans’tan gelen teklifle bütün eşyalarımı toplayıp Paris’e yerleştim. Burada mesleğimi 1,5 yıl sürdürdüm. Bu arada hep Türkiye’den dizi teklifleri geliyordu. “Gümüş”teki Mehmet karakterini kendime çok yakın buldum ve oynayabileceğimi düşündüm.
- İyi ki oynamışsınız, çünkü çok başarılı oldunuz. Ayrıca pek çok kadın hayran edindiniz. Kadın deyince aklınıza ne geliyor peki?
Annem. Kadın annemdir yani.
- Seksi kadın deyince aklınıza ne geliyor acaba?
Makyajsız, doğal, kendi güzelliğinin farkında olan, ama bağırmayan, “Ben güzelim” diye ortalarda dolaşmayan, bildiği şeyleri çok fazla göstermeyen, kılığıyla kıyafetiyle, davranışlarıyla “Ben buradayım” diye lamba yakmayan kadınlar…
- Sizinle birlikte olmaya can atacak bir sürü kadın vardır. İsteseniz playboy olurdunuz. Ama siz öyle bir adam değilsiniz. 25 yaşındasınız ve 6 yıldır aynı kadınla birliktesiniz.
Bunda bir acayiplik yok. Ben heteroseksüel bir adamım ve tekeşliliği tercih ediyorum. Hayatımda doldurmak istediğim şeyler yok. Gideyim gece çıkayım, daldan dala atlayayım; böyle dertlerim yok. Herhangi bir şey kanıtlama derdinde de değildim.
- Hiç değişip havalara girdiniz mi?
Havalara girmek benim yapımda yoktur. Zaten hayatımda pek bir şey değişmedi. Eskiden yakın çevrem tarafından tanınıyordum, şimdi bu sayı biraz daha fazlalaştı, hepsu bu.
- Nerelerde eğleniyorsunuz? İçki içmeyi, dans etmeyi sever misiniz?
Seviyorum tabii. Ama yani magazin basınının zulaya yattığı mekanlar belli. E oraya gidiyorsan, haber olmak istiyorsundur. Ben istemiyorum. Daha mütevazı yerlere gidip, basınsız vakit geçirmeyi seviyorum. Beyoğlu’nda bir sürü bar var böyle…
- Dizilerde hep çok büyük aşklar yaşıyorsunuz. Peki ya gerçek yaşam? Tenler birbirine değmeden de aşk yaşanır mı?
Önemli olan dokunmadan da aşkı yaşamak ve büyütmek. Bence tensel dokunma olmadan aşk yaşanır. Ama günümüzde böyle aşklar çok nadir yaşanır.
- Ailenizle beaber mi yaşıyorsunuz?
Evet. Aslında evimiz sekiz bloklu bir site içinde. Benim evim 6′ncı blokta, ailemin evi 8′inci blokta. Her sabah annem gelip kahvaltımı hazırlıyor ya da ben onlara gidiyorum. Birbirimize 20 adımlık mesafedeyiz. Ailem beni çok iyi motive ediyor. Aile kavramı çok önemli benim için.
- Nerede oturuyorsunuz?
Kartal’da.
- Neden Etiler değil de Kartal?
Oralar çok hareketli ve gece yaşantısı, trafiği olan yerler. Benim için sessizlik önemli. Şehir içinde kendimi huzurlu hissetmiyorum. Yoğun çalıştığım için boş zamanlarımı evimde dinlenerek geçirmek istiyorum. Kartal’da oturduğum ev çok sakin, huzurlu ve sessiz. Şehir dışında olmaktan mutluyum.
Yeri geldiğinde ben de çılgın biri olabilirim
- Kendinizi üç kelimeyle anlatsanız…
Sakin, ağır, kontrollü… Ama yeri geldiğinde çılgın olabilirim.
- Çılgınlık adına ne yaparsınız peki?
Şu an bilemiyorum ama yaparım yani. Nasıl mutlu olduğum önemlidir.
- Nasıl mutlu oluyorsunuz?
At binerek. Bir de sessiz sakin yerler beni mutlu ediyor. Ama önceden böyle değildim. Daha aktif ve sosyaldim. Şimdi 25 yaşındaki biri gibi davranıyorum.

Nebahat Çehre Röportajı


Nebahat Çehre, Aşk-ı Memnudaki karakteri ile kendisi arasında hiçbir bağ kuramadığını söyledi.Perşembe akşamları Kanal D’de ekrana gelen “Aşk-ı Memnu dizisi'nin fettan Firdevs’i Nebahat Çehre, üstlendiği bu yeni karakter ile kendisi arasında hiçbir bağ kuramadığını söyledi. Hafta Sonu dergisine konuşan oyuncu, “Firdevs inanılmaz uçlarda yaşıyor. Hayata bakış açısı hep maddiyatla ilgili. Bense her şeye duygusal yaklaşırım. Evliliklerimde, ilişkilerimde hep böyle olmuştur hep” dedi.
- Önce geçmiş olsun diyelim. “Aşk-ı Memnu”nun setinde fena halde üşütmüşsünüz. Hatta zatürreden kıl payı kurtulmuşsunuz.
Evet… Havanın en sıcak olduğu günlerde başladık biz bu diziye. Sıcak makyajıma zarar vermesin diye vantilatörlerin arasında oturuyordum. Bir yandan da spotların önündesin, terliyorsun. Terliyken vantilatör önlerinde olmak beni hasta etti. Direkt göğsüme indi. O arada doktora gidecek zamanım bile olmadı. Sonunda gittim. Doktor zatürreden şüphelendi. Allah’tan çekilen ciğer röntgeni temiz çıktı. Diziler çok eziyetli çekiliyor. Her bölüm bir sinema filmi gibi neredeyse… Bu durum çok yıpratıcı.
- Şu anda sağlığınız ne durumda?
İlaçlarla ayakta durmaya çalışıyorum.
- Firdevs karakterindeki performansınıza mı nazar değdi, yoksa Firdevs’in fettan kişiliğine duyulan tepkinin yansıması mı oldu bu?
Doğrusunu isterseniz, dostlarım beni Firdevs karakterinde izleyince çok şaşırdılar. Karakterimin çok dışında bir rol bu. Zayıf ve naif bir kadınım ben. Firdevs ise inanılmaz uçlarda yaşayan, iddialı, kızlarıyla çatışma halinde… Dünyanın her tarafında bu tür kadınlar vardır.
- Firdevs karakteri dediğiniz gibi sizin gerçek kişiliğinizle hiç bağdaşmıyor. Bu rolü kabul ederken hiç tereddüt etmediniz mi?
Sonuçta senaryo gereği, kızıyla çatışacak kadar genç ve modern bir annenin olması gerekiyordu. Teklif gelince tereddüt ettim, etmedim değil. Bizim seyircimiz, oyuncu ile canlandırdığı karakteri birbiriyle bağdaştırıyor çünkü… Gerçi eskisi gibi değil. Artık oyuncuyla canlandırdığı karakteri tamamen birbirine karıştırmıyorlar.
- Artık Erol Taş’ı linç etmeye kalkan seyirci yok elbette!
Evet, rahmetli Erol Ağabey ne çok hakaretlere uğramıştı. Ailesine bile saldırmışlardı. Çocuklarını okul yolunda çevirip dövmüşlerdi. Filmlerin galalarında kötü adama, kötü kadına seyirci sürekli beddua ederdi. Çok şükür onları aştık artık.
Herkes bu olayın bir sanat olduğunu biliyor şimdi.
- Oyuncu dediğimiz de rolden kaçmamalı, değil mi?
Oyuncunun bu tür rollerden kaçması etik değil. Oyuncuysan, her karakteri canlandırabilmelisin. Rolden kaçılmaz. Ayrıca Nebahat Çehre sürekli masum kadını oynayamaz. Ve Firdevs karakteriyle kamera önüne geçince, çevremden gelen eleştirilerin ışığında konuşmam gerekirse, çok başarılı bulundum. Demek ki uzun yıllar bu karakterle ilgili bilinçaltımda birikimler olmuş, malzemeler oluşmuş.
- Firdevs’in en çok nesi zorluyor Nebahat Çehre’yi?
Hayata bakış açısı hep maddiyatla ilgili Firdevs’in… Ben hiç öyle olamadım. Ben tamamen duygusal bakarım her şeye. Evliliklerimde, ilişkilerimde bu böyle olmuştur hep. Firdevs, yaşadığı pırıltılı hayatı kaybetmemek için elinden geleni yapıyor, entrikalar çeviriyor. Nebahat Çehre öyle davranamaz. Yalılarda da oturur, apartman dairesinde de…
- Nebahat Çehre, eğer Firdevs karakterinde olsaydı neler olurdu, hiç düşündünüz mü?
Bugün inanılmaz bir servete sahip olurdum herhalde. Yalılar, hanlar, arabalar… Ama Firdevs o kadar da kötü biri değil. Firdevs’i de anlamak gerek. O da öyle bir hayatı kaybetmek istemiyor. Hatta açık açık bu yaşantısını kaybederse, hayatına kıyabileceğini bile söylüyor. Tabii Firdevs’in bu noktaya gelişinin nedenleri var. Bu daha sonra ortaya çıkacak.
“Niye kötü kadını oynuyorsun” diye hesap sormaya başladılar
- 1975’te TRT’de yayımlanan Halit Refiğ’in siyah-beyaz “Aşk-ı Memnu” dizisinde Firdevs’i Neriman Köksal oynamıştı, hatırlıyor musunuz?
Ben o “Aşk-ı Memnu”daki Neriman Köksal’ı özellikle izlemedim.
- Neden?
İzlersem etkisi altında kalırım diye endişelendim.
- Eski Firdevs’le yenisi arasında ne gibi farklar var diye sorsam?
Neriman Köksal, hep o tarz karakterleri canlandıran, hoş ve alımlı bir kadındı. Ayrıca o dizi, önceki dönemlerde yaşanıyordu. Bu dizi ise günümüzde geçiyor.
- Nebahat Çehre ne gibi tepkiler alıyor?
Rolümü başarıyla oynadığımı söylüyorlar. Bazıları da “Niye böyle kötü bir kadını oynuyorsun?” diye hesap soruyor.

Selçuk Yöntem,Seyircilerden Farklı Tepki Alıyor

Selçuk Yöntem, seyircilerden farklı tepkiler alıyorKurtlar Vadisi'nde ki rolünden sonra Aşk-ı Memnu'da romantik bir erkeği oynayan Selçuk Yöntem, seyircilerden farklı tepkiler almaya başladığını söyledi. "Orada neler oluyor" programına takılan ünlü oyuncu Deli Yürek ve Kurtlar Vadisi’nde ki hayran kitlesinin farklı olduğunu söyleyerek " Daha önce 40 yaş gurubu ve ağırlıklı olarak erkeklerdi. Şimdi ise 20-30 yaş arası kadınlar hayran kitlemi oluşturuyor. Sokağın beğenisi çok farklı. ‘ Abi sana öyle romantik Adnan Bey’ler yakışmıyor. Bırak abi sen o rolleri, özüne dön. Kurtlar Vadisin’ de ki Aslan Bey ol’ diyorlar.

Adnan Behlül'e Sahip Çıktı!

Selçuk Yöntem, Kıvanç Tatlıtuğ’un oyunculuğunu eleştiren Salih Güney’e cevap verdi.
Şimdilerde Kanal D'de yayınlanan "Aşk-ı Memnu" adlı dizide rol alan Selçuk Yöntem, geçtiğimiz günlerde rol arkadaşı Kıvanç Tatlıtuğ’un oyunculuğunu eleştiren Salih Güney’e cevap verdi. Tatlıtuğ'un çok iyi oynadığını belirten Yöntem, "Bu işten en az Salih kadar anladığımı düşünüyorum. Ona hiç katılmıyorum. Kıvanç çok özenli ve güzel oynuyor. Görüşlere saygı duymak gerekir ama Kıvanç doğru oynuyor" dedi.

Aşk-ı Memnu | Dallas bile hafif kalır


"Aşk-ı Memnu", 1970'lerde dünyayı kasıp kavuran "Dallas" rüzgarını yeniden estirecek.Kanal D'nin yeni sezon bombalarından "Aşk-ı Memnu", 1970'lerde dünyayı kasıp kavuran "Dallas" rüzgarını yeniden estirecek.Hatta dizinin başrol oyuncularından Selçuk Yöntem, "Dallas bizim yanımızda hafif bile kalır" iddiasında bile bulunuyor.Diziyi yalıda tanıttılar.

Halit Ziya Uşaklıgil'in "Aşk-ı Memnu" adlı romanının TV uyarlaması, yarın akşam ilk bölümüyle Kanal D ekranında olacak. Kıvanç Tatlıtuğ, Beren Saat, Nebahat Çehre, Selçuk Yöntem ve Zerrin Tekindor'un başrolde olduğu dizinintanıtımı ise önceki gün Sarıyer'de, çekimlerin yapıldığı yalıda gerçekleşti.Entrikaların sonu yokDizide anne ve kızın aynı anda aşık olduğu Adnan karakterini canlandıran Selçuk Yöntem, proje hakkında son derece iddialı konuştu: "Zengin ve edebi yönü kuvvetli bir eser Aşk-ı Memnu... Öte yandan tam bir entrikalar zinciri... Bu açıdan bakarsak Dallas bizim yanımızda hafif bile kalır.

"İzleyici ters köşeye yatacak.Öte yandan Kıvanç Tatlıtuğ da bu dizide izleyiciyi şaşırtacak. Şimdiye kadar sessiz sakin karakterleri canlandıran oyuncu, bu kez "kötü adam" olarak ekrana gelecek. Tatlıtuğ bu ilginç değişiklikle ilgili “İzleyici ters köşe rollerde görecek bizi. Önce demoralize olacaklar, sonra umarım toparlarlar" dedi.Dizinin Bihter'i Beren Saat, "Bazı kadınların çocuksu bir cinselliği vardır, bazıları ise femme fatale’dir. Beni ilk gruba koyuyorlar genellikle. Yaş olarak biraz daha büyüdükten sonra ne olur bilinmez" diye konuştu.

1975'te TRT’de yayınlanan Aşk-ı Memnu, 33 yıl sonra günümüze uyarlanmış haliyle izleyici karşısında. Bu kez dizinin kötü adamı ise Kıvanç Tatlıtuğ... Onu Dallas dizisindeki J.R Ewing karakterine benzeten arkadaşları, "Aşk-ı Memnu'nun J.R'ı da (Ceyar) Kıvanç olacak" diyor.

Halit Ziya Uşaklıgil Kimdir?

Halit Ziya Uşaklıgil, (d. 1866-ö. 23 Mayıs 1945) İzmir'de halı ticareti ile tanınmış Uşak kökenli "Uşşakizadeler" ailesinden olan Hacı Halil Efendi’nin oğludur. Servet-i Fünun ve Cumhuriyet Dönemi yazarlarındandır. İstanbul'da doğmuştur. İlk öğrenimini İstanbul Fatih Rüşdiye'sinde tamamlayan Halit Ziya, daha sonra ailesel nedenlerle orta öğrenimini İzmir Rüşdiyesi’nde tamamladı (1878). Halit Ziya, ideali olan hariciyecilik mesleğine giremeyince rüşdiye öğretmeni oldu. Daha sonra bir süre Osmanlı Bankası’nda çalıştı.

20 yaşında gazetelerde yazıları çıkmış, daha sonra da roman denemelerine başlamıştır. 1893'te 27 yaşındayken İstanbul'a gelip Servet-i Fünun’a katılarak edebiyat çalışmalarını arttıran Halit Ziya, Meşrutiyet’ten sonra bir süre Darülfünun Edebiyat Fakültesi’nde görev aldı. Cumhuriyet'in ilanından sonra Son Posta gazetesinde yazılar yazmıştır.

Halit Ziya Uşaklıgil, Türk edebiyatında Batılı anlamda ilk romanları yazan sanatçı olarak kabul edilir. Servet-i Fünun döneminde roman ve hikaye türünün en önemli ismidir. Eserlerinde realizm akmının etkisi görülür.

En ünlü öykülerinden biri olan Kar Yağarken öyküsünde anlatığı 'realizm' bunun bir örneğidir.

Dili süslü, sanatlı ve ağırdır. Dili başarıyla kullanır. Alışılmıştan farklı bir cümle düzeni vardır. Romanlarında aydın kişileri anlatır.

"Mai ve Siyah" romanındaki Ahmet Cemil karakteri Servet-i Fünun sanatçısını temsil eder. Ruh tahlillerine önem verir. Kahramanları yaşadıkları çevreye uygun olarak anlatır. Romanlarında yalnız İstanbul'u anlatan sanatçı, hikayelerinde Anadolu ve köy hayatına, kasabalardaki yaşayışa yer vererek İstanbul dışına çıkmıştır.

Uşak'ta bir okula ismi verilmiştir.

Atatürk'ün eşi Latife Uşşaki'nin amcasıdır.

Mezarı istanbul bakırköyde bulunmaktadır.

Aşk-ı Memnu

Aşkı arayan bir aşk hikayesi...

Adnan, on bir yıl önce eşini kaybedince, sosyal hayattan uzaklaşıp köşküne çekilmiş bütün ilgisini kızı Nihal ve oğlu Bülent’e vermiştir. Aile yadigâri emektarları ve çocukların yarı Fransız dadısı ve hamiliğini yaptığı uzak akraba çocuğu Behlül ile İstanbul’un en önemli yalılarından birinde yaşayan Adnan Bey, yine İstanbul’un tanınmış ailelerinden Melih Bey takımından Firdevs Hanım’ın kızı Bihter’le yıllar sonra tekrar karşılaştıktan sonra, unuttuğu duyguları yeniden hatırlamaya, kış ortasında baharı filizlendirmeye başlar. Firdevs Hanım çok hırslı bir kadındır. Kızlarıyla rekabet halindedir. Kocasının ani ölümü bile onu cemiyet hayatından uzaklaştıramamış, her önemli davetin en dikkat çekici yüzü olmaya devam etmiştir. Bihter babasının ölümünden sorumlu tuttuğu annesine kin duymakta ve Firdevs Hanım’ın kızı olarak anılmaktan büyük utanç duymaktadır. Yalnızlığın ve hüznün içinde Adnan Bey’le karşılaştığında onun güvenli elini tutar ve yeni hayatına doğru yürümeye başlar. Öte yandan Firdevs Hanım için de Adnan Bey en cazip eş adayıdır. Onu elde etmeye çalışırken kızı Bihter’le yolları kesişir ve anne kız arasında yıllarca sürecek büyük bir çatışma başlar. Bihter, Adnan Bey’in köşkünde huzuru, güveni, mutluluğu ararken, tutkuyla tanışır. Behlül ve Bihter birbirlerine doğru sürüklenirler. Yasak aşkları bu ailedeki herkesi ayrı ayrı etkileyecektir. Masumiyet, ihanet bulutlarıyla gölgelenir. Tutku ve aşk sadakati esir alır..

Aşk-ı Memnu | Halit Ziya Uşaklıgil

Firdevs Hanım Melih Bey takımı diye nitelendirilen bir ailedendir. Evlenir. İki kızı olur. Ahlaksız davranışlarından dolayı bir gün kocası kriz geçirerek ölür. Firdevs Hanımın kızları Bihter ve Peyker’dir. Kızları zamanla büyür ve Peyker evlenir. Firdevs Hanım ve kızları güzel görünmeye çok önem verirler. Firdevs Hanım, Adnan Bey ile evlenmek istemektedir. Adnan Bey o dönemdeki zenginlerdendir. Ama Adnan Bey Bihter’i ister. Firdevs Hanım bu evliliğe başta karşı çıkar ama sonra kabul etmek zorunda kalır. Adnan Bey’in Nihal ve Bülent adında iki çocuğu vardır. Nihal 12,Bülent yaklaşık 6 yaşındadır. Adnan Bey Bülent küçük iken karısını kaybetmiş. Nihal önce bu evliliğe soğuk bakar. Ama Bihter ile tanışınca onun içi ısınır. Bihter bu evlilikten iki yıl içinde sıkılır. Çünkü Adnan Bey ile aralarındaki yaş farkı büyüktür ve Bihter ona âşık olmadığını hisseder. Zamanla Behlül ile aralarında yasak bir ilişki başlar. Behlül Adnan Bey’in yeğenidir ve onlarla aynı evde kalmaktadır. Bihter gece herkes uyuduktan sonra Behlül’ün odasına girmektedir. Nihal zamanla Bihter’den nefret etmeye başlar. Çünkü Nihal’ın sevdiği hizmetçiler ve uşaklar evden ayrılmaktadırlar ve ona göre bunu Bihter sebep olmuştur. Son olarak Nihal’a annelik yapan mürebbiyesi Meille De Courton da gönderilir. Nihal’ın artık kimsesi kalmamıştır. Babasını eskiden çok sevmesine karşı, şimdi ona karşı bir nefret oluşmuştur. Firdevs Hanım kızlarından nefret etmektedir. Çünkü ona göre kızları onun gençliğini çalmıştır. Firdevs Hanım yaşlanmıştır ve hastalığını bahane ederek Adnan Beylerde kalmaya başlar. Bir süre sonra Bihter ile Behlül arasında bir şey olduğunu fark eder. Bihter’den intikam almak için Behlül ile Nihal’ı evlendirmeyi planlar. Nihal artık18 yaşındadır. Nihal ve Behlül bu fikre önce şaka diye aldırmazlar ama zamanla iş ciddileşir. Nihal ve Behlül birbirine âşık olur. Bihter bu duruma çıldırır. Behlül ile aralarında geçen her şeyi itiraf eder. Nihal şok geçirir ve çok hastalanır. Adnan Bey de aynı şoka uğramıştır. Bihter bu itiraftan sonra kedini öldürür. Behlül de evden kaçar. Baba ile kız bu olanları kısa sürede atlatır. Eski mutlu günlerine dönerler. Birlikte hiç kimseyi ve hiçbir şeyi düşünmeden mutlu bir tebessümle hayatlarına devam ederler.